sur la litterature enfantine
ÇOCUK EDEBİYATI VE KÜRESELLEŞME
14 Mart 2008
Çocuklar için yazılan yapıtlar da, yaşanılan süreci öteki etkenler gibi, bir üst yapı kurumu olarak hazırlar ve yansıtır. Tarihsel süreç içinde bu böyle olmuştur. Ayrıca her dönemde edebiyatta, çocuğa, çocukluğa bakış da değişmiştir. Edebiyatta döneme göre değişen bu bakış; insanlar arasındaki her türlü ilişkiyi de etkilemiştir. Yeni bir dönemin de habercisi, ya da simgesi olmuştur.
Çoğu kişinin çocuk kitabı diyerek kimileyin burun kıvırdığı yapıtlar içerisinde belli bir dünya görüşünü barındırır. En çetrefilli felsefi konuları bile içinde barındırır, bir ileti sunar. Aydınlanmacı, gerçekçi, idealist bakış; romantizmin ve burjuvazinin aristokrasiye üstünlüğü, dinin burjuva dünya görüşüne tepkisi, idealize edilmiş çocuk tiplerinin eleştirisi aslında dünyadaki değişimi de gösteren önemli kaynaklardır. Örneğin, Osmanlıda Tanzimat öncesi ve sonrası bile çok farklıdır, yukarıdaki sözünü ettiğimiz konu açısından.
Günümüzde emperyalizmin yayılma aracı kültürdür;edebiyattan, müziğe, sinemaya kadar uzanan geniş bir alanda. Gelişen teknoloji de bu yayılmayı oldukça kolaylaştırmaktadır.
Dün, hipermarketler açıp en ufak tükettim maddesini bile, dünyanın her yanına satıyordu, bugün ise kültürel alanda yapmaktadır.Emperyalist hiper kültür marketleri hızla yaygınlaşmaktadır. Medya plazaları da…
Kültürel alandaki emperyalist saldırıya uğrayanların başında da çocuklar gelmektedir. Bu planlı programlı bir saldırıdır. Özellikle çocukların somut işlem ve soyut işlem dönemlerini içeren yapıtlarla sürdürülmektedir, bu saldırı, yerli işbirlikçileriyle birlikte. Anlayacağınız çocuğun 7-16 yaş arasındaki dönem kontrol altına alınmak istenmektedir.Böylece çocuk, bir olayı değişik yönleriyle düşünemeyecek, sorunları çözme yeteneği gelişmeyecektir; bağlama, ayırma, olumsuzlaştırma yoluyla doğru sonuca ulaşmayacak onların istediği gibi düşünecektir: Tek tip çocuk, tek kültürlü çocuk
12 Eylül 1980 darbesiyle çocuk kitaplarının çoğu yasaklandı, ülkemizde. Zaten açmazda olan çocuk kitapları yayıncılığı, bilinçli olarak kolay kolay çıkması istemeyen sorunlar yumağı dipsiz bir kuyuya atıldı. Verilen savaşımla ancak, Tahdide Tabidir yazısı getirilerek satılmaya başlandı. Bu kitaplar silahlarla beraber suç aleti olarak televizyon ekranlarından yıllarca insanımıza izlettirildi. Evinizde bulunduğunda bu çocuk kitapları da suçlu bulunup kelepçelendi.Okullara sokulması yasaklandı. Okullara önerilen kitaplar küreselleşmenin değirmenine su taşıyanlardı. Özellikle Ilımlı İslam politikalarına uygun yayınlar onaylandı; çocuklarımız ve gençlerimiz seçeneksiz bırakılarak zorla okutturuldu..
TEK TİP İNSAN TEK TİP EDEBİYAT
Küreselleşme sanıldığı gibi, dünya halklarına ekonomik ve kültürel yeni bir saldırı hareketi değildir. Kökleri çok eskilere dayanır. Tek amacı farklılıkları ortadan kaldırıp tek tip insan üretmektir. İnsanı biçimlendirmenin ilk basamaklarıdır, çocukluk. İnsanın etkilenmeye en açık olduğu bir dönemdir. Böylece sorgulamayan, düşünemeyen, sorun çözme yeteneği olmayan insanlardan oluşan bir toplum oluşturulacaktır.
Farklı kültürleri, renkleri ortadan kaldırmak için, düne kadar sadece mal ihraç eden emperyalizm artık öykü, roman, şiir, film de ihraç etmeye başlamıştır, yoğun olarak. Hem de büyük reklam kampanyalarıyla rekor düzeyde satışa ulaşmaktadır. Anlayacağınız girdiği ülkenin yayıncılığını adeta felce uğratmaktadır. Yerli yayınevleri varlıklarını sürdürmek için onların istediği gibi çocuk kitapları yayımlamak zorunda bırakılmaktadır. Yani ülkemizdeki yayıncıların yolunun kesilmesi demek yazarlarımızın ve yerli yapıtların yok edilmesi anlamına gelmektedir. Keloğlanın, Nasrettin Hocanın, Orhan Kemalin , Yaşar Kemalin, Fakir Baykurtun, yolunun kesilmesi, unutturulmasıyla kalmaz insanlığın ortak kalıtı olan bütün yapıtlara yönelik bir yok etmek için başlatılmış bir saldırı hareketidir, bu.
Yayımlanan kimi çocuk kitapları çocukları büyücülüğe, etik olarak doğru olmayan davranışlara sürüklemektedir. Her çocuk büyücü olma, büyücü okuluna gitmeye kalkmaktadır.Yalan söylemenin, hırsızlık yapmanın doğruluğunu savunmaya kalkmaktadır. Bu durumda insanların emeklerini çalanlar da aklanmış olmaktadır, çocuğun gözünde. Ülkemizde yayımlanan çeviri ve telif eser adlarında geçen kimi sözcüklere baktığımızda durumu daha iyi anlarız. Bunlardan kimileri şunlardır: Sihir, sihirbaz, cin, şeytan, hayalet …
Çocuk idealizme sürüklenmekle kalmaz yeni bir kültürle de donanmaya başlar, kendi kültürüne, toplumuna, toplumunun sorunlarına yabancılaşarak. Başkalarıyla dayanışma içinde olmak, toplum sorunlarına duyarlı olmak anlayışı çocukta yerleşmez. Bunun yerine, her koyun kendi bacağından asılır, bana dokunmayan yılan bin yaşasın, gemisini kurtaran kaptan, babana bile güvenme, seni düşünmeyeni düşünme, amaca ulaşmak için her yol mübahtır anlayışı yerleşir. İleride nerden geldiğini, sınıfsal konumun ne olduğunu, bunun için ne yapması gerektiğini de önemsemez.
Elbette çocuk kitaplarında kimi olağanüstü öğelerden , düş gücünden yararlanmak gerekir. Ama çocuk kendine ve toplumuna yabancılaştırmadan. Bu türün iyi örnekleri de vardır. Örneği, Uzunçorap Pippi dizi kitapları iyi bir sitemleri alaya alır. Michel Endenin Bitmeyecek Öykü fantastik bir çocuk kitabıdır. Aynı zamanda düşgücünün kötüye kullanılmasını da eleştiren bir yapıttır. Bunu yanında Momo, Sen Bir Kızılderilisin Hannes, Konserve Kutusundan Çıkan Çocuk, Kim Takar Salatalık Kralını, Lollipop, bu türün sayabileceğimiz olumlu örnekleridir.
Articles