blogdemustafa


mustafa aslan’ın ölü ruhlar ormanı ile ilgili yazıları

                   

ÖLÜ RUHLAR ORMANI 

 

Ülkemizde tanınan günümüz Fransız yazarlarından Jean-Cristophe Garangé’nin ‘Ölü Ruhlar Ormanı’ adlı romanı okurla buluştu.

 

‘Ölü Ruhlar Ormanı’nda Grangé gerilimin dizginlerini elinde tutarak okuru günümüzün bilindiği sanılan, bir o kadar da karanlık olan konuların eşliğinde romanının sayfaları arasında dolaştırıyor. Yazar, okuru dizginlerini elinde tuttuğu gerilimin eşliğinde tatlı yolculuğa altını doldurduğu kimi verileri kullanarak çıkarıyor.

 

Birden fazla bilinmeyenin cirit attığı romanda, bilinmezlik kuyusuna da atmıyor sabrını okurun. Çünkü olayları birbirine bağlarken neden-sonuç ilişkisini gözden ırak tutmuyor. Kimi siyasilerin katanlık bağlantılarını verirken de oldukça dikkatli olduğunu gözlemliyoruz.

 

 

Suç, çocukluk ve biyolojik yapı 

 

Grangé yapıtında suçluluk ve çocukluk dönemiyle ilişkin bağlantı kuruyor. Çocuğun içinde bulunduğu sosyal yapının yanı sıra farklı bir açıdan da bakarak biyolojik açıdan da incelemesine girişiyor. Suçlu ve kromozom yapısının incelendiği yapıtta, çocuğun ailede geçirdiği kötü günlerin ileride işleyebileceği suçların bir habercisi olduğunu belirtiyor.

 

 

Baba, çocuk ve suç 

 

Babalık önemlidir, romanda. Çünkü baba ve çocuk bağlantısı yapıtın alt yapısını oluşturan önemli dayanaklardandır. Baba, çocuk ve suç üçgeni kuruluyor. Aileden yola çıkılarak çocuk ve suç bağlantısını baba ile perçinliyor.

 

“Her suçlunun arkasında, hep suçlu bir baba vardır. Bunu insanın kökenine kadar götürebiliriz. (99)

 

İzleniyoruz 

 

Grangé yapıtında yaygın olarak tartışılan özel hayatın gizliliği ve dinleme konularına da açıklık getiriyor. ‘Ölü Ruhlar Ormanı’nda yazarın verdiği kadarıyla ortaya çıkan bir gerçeği öğreniyoruz: İzleniyoruz. Telefon konuşmalarımızda, internet ve banka hesap hareketlerine özel ilişkilerimize kadar gözetim altındayız. Elbette yapıtta anlatıldığı gibi suçlunun yakalanması ve suçun önlenmesi için bütün bunlara hoş bakılabilir. Ama ya suçlu olmayanların izlenmesine ne demeli?

 

Jean-Christophe Grangé ‘Ölü Ruhlar Ormanı’nda günümüz dünyası ile ilgili bilgileri verirken de gerilimin tatlı büyüsüyle okuru yapıtının sayfaları arasında bir maraton koşturuyor, hiç yormadan.

 

* Jean-Christophe Grangé, Ölü Ruhlar Ormanı (roman), 1. Basım:Haziran 2010, Doğan Kitap-İstanbul 


mustafa aslan’ın gençlik edebiyatı ile ilgili yazıları:ilkgençlik çağına öyküler

İlk Gençlik Çağına Öyküler 2. Cilt

İLKGENÇLİK ÇAĞINA ÖYKÜLER 

Selim İleri’nin hazırladığı ‘İlkgençlik Çağına Öyküler’  Everest Yayınları’ndan iki kitap olarak yayımlandı.

 

Edebiyat tarihi

 

İki cilt olarak yayımlanan ‘İlkgençlik Çağına Öyküler’  de gençlere Türk Edebiyatı’nın izlediği tarihsel yolu gösterme özelliği taşıyan  kitaplar. İzlenen yol Samipaşazade Sezai’den günümüze uzanan bir çizgide gençlere yönelik yapıt ve yazarları da ortaya çıkarıyor. Birinci ciltte yer alan yazarlar ve yapıtlar arasında kimileri şunlardır:Samipaşazade Sezai (pandomima), Hüseyin Rahmi Gürpınar (Menekşe Kalfa’nın Savunması), Halit Ziya Uşaklıgil (Kar Yağarken), Ahmet Hikmet Müftüoğlu (İlk Görücü), Halide Edip Adıvar (Kubbede Kalan Hoş Sada), Memduh Şevket Esendal (Karısının Kocası), Abdülhak Şinasi Hisar (Kanlıca’daki Yengemiz), Ömer Seyfettin (Yüksek Ökçeler), Halikarnas Balıkçısı (Gündüzünü Kaybeden Kuş), Sabahattin Ali (Isınmak İçin), Kemal Bilbaşar (Sümbül), Kemal Tahir (Rayların Saati), Orhan Kemal (Çikolata), Haldun Taner (Konçinalar), Peride Celal (Açık Oturum), Samim Kocagöz (Bir Garip Kişi), Tarık Buğra (Oğlumuz), Sabahattin Kudret Aksal (Ev ve Ölü).

 

‘İlkgençlik Çağına Öyküler’ in ikinci cildi gençlerin çağdaş edebiyatımızın tanıyıp sevmeleri açısından son derece dikkate değer bir yapıt. İkinci kitapta yer alan yazar ve yapıtlardan kimileri ise şunlardır:Necati Cumali (Yalnız Kadın), Yusuf Atılgan (Saatlerin Tıkırtısı),Zeyyat Selimoğlu (Taş İskele Üzerine Ayaklar, ve…), Oktay Akbal (Yalnızlık Bana Yasak), Yaşar Kemal (Yatak), Muzaffer Hacıhasanoğlu (Davulcu), Neihe Meriç (Ümit Fakirin Ekmeği), Mehmet Başaran (Güzün Ucu), Talip Apaydın (Boşlukta)Erhan Bener (Alabalık),Fakir Baykurt (Büyük Mağazada İşçiler), Bilge karasu (Şarkısız Gecelerin İlki), Leyla Erbil (Bay Suret), Tarık Dursun K. (Mahcup Delikanlı), Ayhan Bozfırat (Çocukluk), Bekir Yıldız (Tahir Usta), Orhan Duru (Kaplumbağa Taşıyan Çocuk), Selçuk Baran (Işıklı Pencereler), Sezai Karakoç (Bağbozumu), Tahsin Yücel (Gene Ağlatmışlar Kara Gözünden), Adnan Özyalçıner (Mis Gibi Anadol) Demirtaş Ceyhun (Babam ve Oğlum), Oğuz Atay (Demiryolu Hikayecileri-Bir Rüya), Yiğit Okur (Bensiz Bir Yer),Demir Özlü (Yerebatan), Erdal Öz (Masa), Ferit Edğü (Büyük Usta’yı Ziyaret), Nihat Ziyalan (Ayçelen), Onat Kutlar (Kül Kuşları), Sevgi Soysal (Deli Tank ve Çocuk), Ayla Kurlu (Eski Bir Türküye Ağıt), Emine Işınsu (Kayısı Kurusu), Füruzan (Parasız Yatılı), Mıgırdıç Magrosyan (Bizler), Osman Şahin (Fırat’ın Cinleri), Cahit Zarifoğlu (Sizi Görmeliydim), Rasim Özdenören (Ölünün Odaları).

 

Selim İleri, İlkgençlik Çağına Öyküler’ in ikinci cildine yazdığı kısa önsözde, “Bu seçkinin birinci kitabını okumuş olanlar Türk öykücülüğünün usul usul yenilenişine de tanıklık ettiler. Bu yenileniş, bu gelişme Sait Faik’ten, Ziya Osman Saba’dan sonra büsbütün ve birdenbire hız kazanır.”

 

Tarih ve insan izini sürmek

 

‘İlkgençlik Çağına Öyküler’  de okur sadece edebiyat tarihi açısından bilgilendirilmiyor. Toplumumuzun ve insanımızın yaşadıklarını da gözler önüne seriyor. Samipaşazade ile başlayan tarihi yolculuğumuz Osmanlı’dan başlayarak adım adım bizi Cumhuriyet’e giden yola doğru itekliyor. Nahit Sırrı Örik, Abdülhak Şinasi Hisar, Ömer Seyfettin ve Halide Edip Adıvar’la bu yola girdiğimizin imlerini veriyor.

 Selim İleri’nin hazırladığı İlkgençlik Çağına Öyküler’ okuyana edebiyatımızın ve insanımızın gelişimini gösteren birbirinden güzel ürünleri bağrında toplayan bir güldeste.

 

———————————--

 

*İlkgençlik Çağına Öyküler-Birinci Cilt, Hazırlayan Selim İleri, 14. Baskı:Mart 2010, Everest Yayınları, İstanbul

*İlkgençlik Çağına Öyküler-İkinci Cilt, Hazırlayan Selim İleri, 14. Baskı:Mart 2010, Everest yayınları, İstanbul


ilkgençlik çağına öyküler’le ilgili mustafa aslan’ın yazıları

İlk Gençlik Çağına Öyküler 2. Cilt

İLKGENÇLİK ÇAĞINA ÖYKÜLER 

Selim İleri’nin hazırladığı ‘İlkgençlik Çağına Öyküler’  Everest Yayınları’ndan iki kitap olarak yayımlandı.

 

Edebiyat tarihi

 

İki cilt olarak yayımlanan ‘İlkgençlik Çağına Öyküler’  de gençlere Türk Edebiyatı’nın izlediği tarihsel yolu gösterme özelliği taşıyan  kitaplar. İzlenen yol Samipaşazade Sezai’den günümüze uzanan bir çizgide gençlere yönelik yapıt ve yazarları da ortaya çıkarıyor. Birinci ciltte yer alan yazarlar ve yapıtlar arasında kimileri şunlardır:Samipaşazade Sezai (pandomima), Hüseyin Rahmi Gürpınar (Menekşe Kalfa’nın Savunması), Halit Ziya Uşaklıgil (Kar Yağarken), Ahmet Hikmet Müftüoğlu (İlk Görücü), Halide Edip Adıvar (Kubbede Kalan Hoş Sada), Memduh Şevket Esendal (Karısının Kocası), Abdülhak Şinasi Hisar (Kanlıca’daki Yengemiz), Ömer Seyfettin (Yüksek Ökçeler), Halikarnas Balıkçısı (Gündüzünü Kaybeden Kuş), Sabahattin Ali (Isınmak İçin), Kemal Bilbaşar (Sümbül), Kemal Tahir (Rayların Saati), Orhan Kemal (Çikolata), Haldun Taner (Konçinalar), Peride Celal (Açık Oturum), Samim Kocagöz (Bir Garip Kişi), Tarık Buğra (Oğlumuz), Sabahattin Kudret Aksal (Ev ve Ölü).

 

‘İlkgençlik Çağına Öyküler’ in ikinci cildi gençlerin çağdaş edebiyatımızın tanıyıp sevmeleri açısından son derece dikkate değer bir yapıt. İkinci kitapta yer alan yazar ve yapıtlardan kimileri ise şunlardır:Necati Cumali (Yalnız Kadın), Yusuf Atılgan (Saatlerin Tıkırtısı),Zeyyat Selimoğlu (Taş İskele Üzerine Ayaklar, ve…), Oktay Akbal (Yalnızlık Bana Yasak), Yaşar Kemal (Yatak), Muzaffer Hacıhasanoğlu (Davulcu), Neihe Meriç (Ümit Fakirin Ekmeği), Mehmet Başaran (Güzün Ucu), Talip Apaydın (Boşlukta)Erhan Bener (Alabalık),Fakir Baykurt (Büyük Mağazada İşçiler), Bilge karasu (Şarkısız Gecelerin İlki), Leyla Erbil (Bay Suret), Tarık Dursun K. (Mahcup Delikanlı), Ayhan Bozfırat (Çocukluk), Bekir Yıldız (Tahir Usta), Orhan Duru (Kaplumbağa Taşıyan Çocuk), Selçuk Baran (Işıklı Pencereler), Sezai Karakoç (Bağbozumu), Tahsin Yücel (Gene Ağlatmışlar Kara Gözünden), Adnan Özyalçıner (Mis Gibi Anadol) Demirtaş Ceyhun (Babam ve Oğlum), Oğuz Atay (Demiryolu Hikayecileri-Bir Rüya), Yiğit Okur (Bensiz Bir Yer),Demir Özlü (Yerebatan), Erdal Öz (Masa), Ferit Edğü (Büyük Usta’yı Ziyaret), Nihat Ziyalan (Ayçelen), Onat Kutlar (Kül Kuşları), Sevgi Soysal (Deli Tank ve Çocuk), Ayla Kurlu (Eski Bir Türküye Ağıt), Emine Işınsu (Kayısı Kurusu), Füruzan (Parasız Yatılı), Mıgırdıç Magrosyan (Bizler), Osman Şahin (Fırat’ın Cinleri), Cahit Zarifoğlu (Sizi Görmeliydim), Rasim Özdenören (Ölünün Odaları).

 

Selim İleri, İlkgençlik Çağına Öyküler’ in ikinci cildine yazdığı kısa önsözde, “Bu seçkinin birinci kitabını okumuş olanlar Türk öykücülüğünün usul usul yenilenişine de tanıklık ettiler. Bu yenileniş, bu gelişme Sait Faik’ten, Ziya Osman Saba’dan sonra büsbütün ve birdenbire hız kazanır.”

 

Tarih ve insan izini sürmek

 

‘İlkgençlik Çağına Öyküler’  de okur sadece edebiyat tarihi açısından bilgilendirilmiyor. Toplumumuzun ve insanımızın yaşadıklarını da gözler önüne seriyor. Samipaşazade ile başlayan tarihi yolculuğumuz Osmanlı’dan başlayarak adım adım bizi Cumhuriyet’e giden yola doğru itekliyor. Nahit Sırrı Örik, Abdülhak Şinasi Hisar, Ömer Seyfettin ve Halide Edip Adıvar’la bu yola girdiğimizin imlerini veriyor.

 Selim İleri’nin hazırladığı İlkgençlik Çağına Öyküler’ okuyana edebiyatımızın ve insanımızın gelişimini gösteren birbirinden güzel ürünleri bağrında toplayan bir güldeste.

 

———————————--

 

*İlkgençlik Çağına Öyküler-Birinci Cilt, Hazırlayan Selim İleri, 14. Baskı:Mart 2010, Everest Yayınları, İstanbul

*İlkgençlik Çağına Öyküler-İkinci Cilt, Hazırlayan Selim İleri, 14. Baskı:Mart 2010, Everest yayınları, İstanbul


çizgilerle anadolu uygarlıkları ve eskikahramanlarla ilgili mustafa aslan’ın yazıları

Çizgilerle Anadolu Uygarlıkları
ÇİZGİLERLE ANADOLU UYGARLIKLARI VE  ESKİ KAHRAMANLARI 

Büyülü Fener Yayınları arasında çıkan yazar/çizer Behzat Taş’ın iki ayrı kitabı Anadolu’nun uygarlıklarını ve kahramanlarını çocuklara tanıtıyor. İki kitap da çocuklara ayaklarını bastıkları bu toprakların geçmişi hakkında önemli bilgileri küçüklerin anlayacakları bir dille ve sevimli çizgilerle veriyor.

 

Kahramanlar geçidi

 

‘Çizgilerle Anadolu’nun Eski Kahramanları’ (* ) (12+) adlı yapıt Antikçağ’dan 25 önemli kahramanı tanıtıyor. Kitapta tanıtılan kahramanlar şunlardır: Kibele, Pentesilya, Anitta, Şuppiluliuma, II: Muvatalli, Puduhepa, Hektor, Gordias, Midas, Haldi, Homeros, Thales, Ezop, Tantalos, Karun, Heraklit, Anaksagoras, Heredot, Diyojen, Amastris, Mithradetes, Strabon, Dioskorides, Galenos ve Aziz Nikolas.

 

Yapıt, her kahramanla ilgili çeşitli bilgileri hemen yanı başında resmiyle birlikte sıkıcı olmadan veriyor. Kahramanımızla ilgili öykü veya başka anlatılanların yanında çeşitli dönemlere ait anıtlarını da çizgilerle çocuklara sunuyor. Örneğin Terme yakınlarında bir krallık kuran Amazonların kraliçesi Pentesilya’yı anlatırken tarihin efsanevi kadın savaşçılarını anlatıyor, arkeoloji ve Amazonlar konusuna değinmekle kalmıyor Herodot’un bakışıyla da Amazonları aktarıyor.

 

Anadolu uygarlıkları

 

Behzat Taş’ın yazdığı ve çizgileriyle süslediği ‘Çizgilerle Anadolu Uygarlıkları’ (**) ise Anadolu’nun eski sakinlerini çocuklara anlatıyor. Çatalhöyüklüler, Hititler, Urartular, Frigler, Lidyalılar ve Galatların tanıtıldığı kitabın danışmanlığını Doç. Dr. Necmi Karul yapıyor.

 

Kültürel bereket

 

Anadolu her açıdan bereketli bir yer. İnsanı ve doğası oldukça cömert. ‘Çizgilerle Anadolu Uygarlıkları’ adlı yapıt Anadolu’nun kültürel bereketine katkıda bulunanları belgeliyor. Çocukların gelecekte oylumlu bilgileri üstüne oturtacakları temel bilgileri veriyor, iki kitap da.

 

Her uygarlığın hangi noktalarda benzerlikler ye da farklılıklar gösterdiği gözler önüne seriliyor. Çatalhöyük konusunda yazılanları buna örnek gösterebiliriz. “Çatalhöyük mimarisinin önemli bir özelliği duvar resimleridir. Ortaya çıkarılan çok sayıdaki duvar resmi Çatalhöyük’ü aynı çağda kurulmuş diğer yerleşimlerden ayırır.” (Çizgilerle Anadolu Uygarlıkları, s.9)

 

İki yapıt birbirini bütünleyici özellikler taşımaktadır. Kahramanlarla uygarlıkların bağlantılarını kurma yolunda adım attırabilecek imler görülüyor, kitaplarda. Çocuklara ezberciliğe kaçmadan yaşadığımız topraklarda bizden önce yaşayanlar hakkında ilginç bilgileri çizgilerle sıkıcı olmadan veriyor.

 

 

 

*Behzat Taş, Çizgilerle Anadolu’nun Eski Kahramanları, I. Basım:Aralık 2009, Büyülü Fener Yayınları, İstanbul

** Behzat Taş, Çizgilerle Anadolu Uygarlıkları, I. Basım:Şubat 2010, Büyülü Fener Yayınları, İstanbul


çizgilerle anadolu uygarlıkları ve eski kahramanlar ile ilgili yazıları

Çizgilerle Anadolu Uygarlıkları
ÇİZGİLERLE ANADOLU UYGARLIKLARI VE  ESKİ KAHRAMANLARI 

Büyülü Fener Yayınları arasında çıkan yazar/çizer Behzat Taş’ın iki ayrı kitabı Anadolu’nun uygarlıklarını ve kahramanlarını çocuklara tanıtıyor. İki kitap da çocuklara ayaklarını bastıkları bu toprakların geçmişi hakkında önemli bilgileri küçüklerin anlayacakları bir dille ve sevimli çizgilerle veriyor.

 

Kahramanlar geçidi

 

‘Çizgilerle Anadolu’nun Eski Kahramanları’ (* ) (12+) adlı yapıt Antikçağ’dan 25 önemli kahramanı tanıtıyor. Kitapta tanıtılan kahramanlar şunlardır: Kibele, Pentesilya, Anitta, Şuppiluliuma, II: Muvatalli, Puduhepa, Hektor, Gordias, Midas, Haldi, Homeros, Thales, Ezop, Tantalos, Karun, Heraklit, Anaksagoras, Heredot, Diyojen, Amastris, Mithradetes, Strabon, Dioskorides, Galenos ve Aziz Nikolas.

 

Yapıt, her kahramanla ilgili çeşitli bilgileri hemen yanı başında resmiyle birlikte sıkıcı olmadan veriyor. Kahramanımızla ilgili öykü veya başka anlatılanların yanında çeşitli dönemlere ait anıtlarını da çizgilerle çocuklara sunuyor. Örneğin Terme yakınlarında bir krallık kuran Amazonların kraliçesi Pentesilya’yı anlatırken tarihin efsanevi kadın savaşçılarını anlatıyor, arkeoloji ve Amazonlar konusuna değinmekle kalmıyor Herodot’un bakışıyla da Amazonları aktarıyor.

 

Anadolu uygarlıkları

 

Behzat Taş’ın yazdığı ve çizgileriyle süslediği ‘Çizgilerle Anadolu Uygarlıkları’ (**) ise Anadolu’nun eski sakinlerini çocuklara anlatıyor. Çatalhöyüklüler, Hititler, Urartular, Frigler, Lidyalılar ve Galatların tanıtıldığı kitabın danışmanlığını Doç. Dr. Necmi Karul yapıyor.

 

Kültürel bereket

 

Anadolu her açıdan bereketli bir yer. İnsanı ve doğası oldukça cömert. ‘Çizgilerle Anadolu Uygarlıkları’ adlı yapıt Anadolu’nun kültürel bereketine katkıda bulunanları belgeliyor. Çocukların gelecekte oylumlu bilgileri üstüne oturtacakları temel bilgileri veriyor, iki kitap da.

 

Her uygarlığın hangi noktalarda benzerlikler ye da farklılıklar gösterdiği gözler önüne seriliyor. Çatalhöyük konusunda yazılanları buna örnek gösterebiliriz. “Çatalhöyük mimarisinin önemli bir özelliği duvar resimleridir. Ortaya çıkarılan çok sayıdaki duvar resmi Çatalhöyük’ü aynı çağda kurulmuş diğer yerleşimlerden ayırır.” (Çizgilerle Anadolu Uygarlıkları, s.9)

 

İki yapıt birbirini bütünleyici özellikler taşımaktadır. Kahramanlarla uygarlıkların bağlantılarını kurma yolunda adım attırabilecek imler görülüyor, kitaplarda. Çocuklara ezberciliğe kaçmadan yaşadığımız topraklarda bizden önce yaşayanlar hakkında ilginç bilgileri çizgilerle sıkıcı olmadan veriyor.

 

 

 

*Behzat Taş, Çizgilerle Anadolu’nun Eski Kahramanları, I. Basım:Aralık 2009, Büyülü Fener Yayınları, İstanbul

** Behzat Taş, Çizgilerle Anadolu Uygarlıkları, I. Basım:Şubat 2010, Büyülü Fener Yayınları, İstanbul


KAVAFİS ŞİİRİNDE TÜRKİYE-MUSTAFA ASLAN

 
   

BU KENTTİR GİDİP GİDECEĞİN YER

 

Erdal  Alova ile Barış Pirhasan’ın Kavafis’ten çevirdiği ‘Barları Beklerken’ adıyla yayımlanan seçme şiirler yenileri eklenerek ‘Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer’ adıyla Can Yayınları arasında çıktı.

 

Türkiye

 

Çocukluğunun bir bölümü Yeniköy ve Kadıköy’de geçen Kavafis Fenerli bir aileden geliyor. Şirklerinde ülkemizin renkleri görülüyor. İstanbul, Urfa (Edessa), İzmir, Antakya, Kapadokya gibi ülkemizdeki birçok kenti taşımış şiirine şiirleri aracılığıyla. Kapadokya ve Romalılar savaşının yanı sıra ‘Türk kilimi’nden söz ediyor,  ‘İkindi Güneşi’  adlı şiirinde.

 

“Şurada, kapının yanında bir sedir vardı.

Önünde bir Türk kilimi;

Hemen yanda, iki sarı vazo duran raf.

                   “(s.80)

 

‘Antakyalı Temethos,’ ‘Aleksandr Valas’ın Lütfu,’ ‘İulianos ile Antakyalılar’ve ‘O Bu, İşte…’ Antakya’dan söz eden şiirlerinden sadece birkaçı.

 

“…

Gecemi nefis şaraplar has güller

Arasında geçireceğim. Bütün Antakya benim.

                                  “ (s.91)

 

Bölgemiz

 

Kavafis’in ‘Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer’ adlı yapıtta yer alan şiirlerinde bölge ülkeleri İskenderiye ve Suriye başta olmak üzere dizelerine yerleştiğini görüyoruz. Şair bir bakıyorsunuz anılarının beşiğinde duygularını sallıyor, bir bakıyorsunuz tarihi bir kişilik ya da olay üzerine kuruyor şiirini.

Suriye ve doğum yeri olan İskenderiye’nin şiirinde çok ayrı bir yeri var Konstantinos Kavafis’in.  Tarihsel bağlarının ip uçlarından da fazlasını akarmış şiirine, doğduğu yer olduğundan kaynaklı sanıyorum. Örneğin:’Magnisia Savaşı,’ ’Dimitrios Sotire Dair, M.Ö 162-150,’ ‘Orofernis’ ‘Batı Libya’dan Birkaç Hükümdar’ hemen aklımıza gelenler arasında yer almaktadır.

 

Yaşlılar ve geçmiş

 

Yunan kaynaklarının yanı sıra Anadolu kültürüne de yaslanıyor, şair. ‘Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer’ adlı yapıtta yer alan Kavafis şiirlerinde yaşlılar ve geçmiş öne çıkıyor. Geçmişe dönük olarak kimi zaman özlem kimi zamanda bir hesaplanma yaşanıyor şiirlerde.

 

“…

Sefil yaşlılığın ezikliği içinde

düşünüyor, ne kadar az çıkardı hayatın tadını;

güçlü olduğu yıllar, yakışıklı,

                                        ” (s.21)

 

‘Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer’ de Konstantinos  Kavafis ülkemiz ve bölgemizin tarihsel damarlarına girerek, buradan kimileyin bireysel tarihine de yolculuk yapıyor. Her okuyanın değişik tatlar bularak tekrar tekrar okuyacağı mitolojiyle tarihin şairin duygularının terinde eritildiği şiirler…

 

Konstantinos Kavafis, Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer, Türkçesi:Erdal Alova Barış Pirhasan, I. Basım:2010 Can Yayınları-İstanbul

 


KAVAFİS’LE İLGİLİ MUSTAFA ASLAN’IN YAZILARI

 
   

BU KENTTİR GİDİP GİDECEĞİN YER

 

Erdal  Alova ile Barış Pirhasan’ın Kavafis’ten çevirdiği ‘Barları Beklerken’ adıyla yayımlanan seçme şiirler yenileri eklenerek ‘Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer’ adıyla Can Yayınları arasında çıktı.

 

Türkiye

 

Çocukluğunun bir bölümü Yeniköy ve Kadıköy’de geçen Kavafis Fenerli bir aileden geliyor. Şirklerinde ülkemizin renkleri görülüyor. İstanbul, Urfa (Edessa), İzmir, Antakya, Kapadokya gibi ülkemizdeki birçok kenti taşımış şiirine şiirleri aracılığıyla. Kapadokya ve Romalılar savaşının yanı sıra ‘Türk kilimi’nden söz ediyor,  ‘İkindi Güneşi’  adlı şiirinde.

 

“Şurada, kapının yanında bir sedir vardı.

Önünde bir Türk kilimi;

Hemen yanda, iki sarı vazo duran raf.

                   “(s.80)

 

‘Antakyalı Temethos,’ ‘Aleksandr Valas’ın Lütfu,’ ‘İulianos ile Antakyalılar’ve ‘O Bu, İşte…’ Antakya’dan söz eden şiirlerinden sadece birkaçı.

 

“…

Gecemi nefis şaraplar has güller

Arasında geçireceğim. Bütün Antakya benim.

                                  “ (s.91)

 

Bölgemiz

 

Kavafis’in ‘Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer’ adlı yapıtta yer alan şiirlerinde bölge ülkeleri İskenderiye ve Suriye başta olmak üzere dizelerine yerleştiğini görüyoruz. Şair bir bakıyorsunuz anılarının beşiğinde duygularını sallıyor, bir bakıyorsunuz tarihi bir kişilik ya da olay üzerine kuruyor şiirini.

Suriye ve doğum yeri olan İskenderiye’nin şiirinde çok ayrı bir yeri var Konstantinos Kavafis’in.  Tarihsel bağlarının ip uçlarından da fazlasını akarmış şiirine, doğduğu yer olduğundan kaynaklı sanıyorum. Örneğin:’Magnisia Savaşı,’ ’Dimitrios Sotire Dair, M.Ö 162-150,’ ‘Orofernis’ ‘Batı Libya’dan Birkaç Hükümdar’ hemen aklımıza gelenler arasında yer almaktadır.

 

Yaşlılar ve geçmiş

 

Yunan kaynaklarının yanı sıra Anadolu kültürüne de yaslanıyor, şair. ‘Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer’ adlı yapıtta yer alan Kavafis şiirlerinde yaşlılar ve geçmiş öne çıkıyor. Geçmişe dönük olarak kimi zaman özlem kimi zamanda bir hesaplanma yaşanıyor şiirlerde.

 

“…

Sefil yaşlılığın ezikliği içinde

düşünüyor, ne kadar az çıkardı hayatın tadını;

güçlü olduğu yıllar, yakışıklı,

                                        ” (s.21)

 

‘Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer’ de Konstantinos  Kavafis ülkemiz ve bölgemizin tarihsel damarlarına girerek, buradan kimileyin bireysel tarihine de yolculuk yapıyor. Her okuyanın değişik tatlar bularak tekrar tekrar okuyacağı mitolojiyle tarihin şairin duygularının terinde eritildiği şiirler…

 

Konstantinos Kavafis, Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer, Türkçesi:Erdal Alova Barış Pirhasan, I. Basım:2010 Can Yayınları-İstanbul

 


BU KENTTİR GİDİP GİDECEĞİN YER’LE İLGİLİ MUSTAFA ASLAN’IN YAZILARI

 
   

BU KENTTİR GİDİP GİDECEĞİN YER

 

Erdal  Alova ile Barış Pirhasan’ın Kavafis’ten çevirdiği ‘Barları Beklerken’ adıyla yayımlanan seçme şiirler yenileri eklenerek ‘Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer’ adıyla Can Yayınları arasında çıktı.

 

Türkiye

 

Çocukluğunun bir bölümü Yeniköy ve Kadıköy’de geçen Kavafis Fenerli bir aileden geliyor. Şirklerinde ülkemizin renkleri görülüyor. İstanbul, Urfa (Edessa), İzmir, Antakya, Kapadokya gibi ülkemizdeki birçok kenti taşımış şiirine şiirleri aracılığıyla. Kapadokya ve Romalılar savaşının yanı sıra ‘Türk kilimi’nden söz ediyor,  ‘İkindi Güneşi’  adlı şiirinde.

 

“Şurada, kapının yanında bir sedir vardı.

Önünde bir Türk kilimi;

Hemen yanda, iki sarı vazo duran raf.

                   “(s.80)

 

‘Antakyalı Temethos,’ ‘Aleksandr Valas’ın Lütfu,’ ‘İulianos ile Antakyalılar’ve ‘O Bu, İşte…’ Antakya’dan söz eden şiirlerinden sadece birkaçı.

 

“…

Gecemi nefis şaraplar has güller

Arasında geçireceğim. Bütün Antakya benim.

                                  “ (s.91)

 

Bölgemiz

 

Kavafis’in ‘Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer’ adlı yapıtta yer alan şiirlerinde bölge ülkeleri İskenderiye ve Suriye başta olmak üzere dizelerine yerleştiğini görüyoruz. Şair bir bakıyorsunuz anılarının beşiğinde duygularını sallıyor, bir bakıyorsunuz tarihi bir kişilik ya da olay üzerine kuruyor şiirini.

Suriye ve doğum yeri olan İskenderiye’nin şiirinde çok ayrı bir yeri var Konstantinos Kavafis’in.  Tarihsel bağlarının ip uçlarından da fazlasını akarmış şiirine, doğduğu yer olduğundan kaynaklı sanıyorum. Örneğin:’Magnisia Savaşı,’ ’Dimitrios Sotire Dair, M.Ö 162-150,’ ‘Orofernis’ ‘Batı Libya’dan Birkaç Hükümdar’ hemen aklımıza gelenler arasında yer almaktadır.

 

Yaşlılar ve geçmiş

 

Yunan kaynaklarının yanı sıra Anadolu kültürüne de yaslanıyor, şair. ‘Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer’ adlı yapıtta yer alan Kavafis şiirlerinde yaşlılar ve geçmiş öne çıkıyor. Geçmişe dönük olarak kimi zaman özlem kimi zamanda bir hesaplanma yaşanıyor şiirlerde.

 

“…

Sefil yaşlılığın ezikliği içinde

düşünüyor, ne kadar az çıkardı hayatın tadını;

güçlü olduğu yıllar, yakışıklı,

                                        ” (s.21)

 

‘Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer’ de Konstantinos  Kavafis ülkemiz ve bölgemizin tarihsel damarlarına girerek, buradan kimileyin bireysel tarihine de yolculuk yapıyor. Her okuyanın değişik tatlar bularak tekrar tekrar okuyacağı mitolojiyle tarihin şairin duygularının terinde eritildiği şiirler…

 

Konstantinos Kavafis, Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer, Türkçesi:Erdal Alova Barış Pirhasan, I. Basım:2010 Can Yayınları-İstanbul

 


osman aysu ile ilgili mustafa aslan’ın yazıları-2


MEURTRE la douleur  

 

Osman Aysu à la main-d’oeuvre entre les Publications Alpha »de Assassiner« polar par la beauté des paysages de la partie anatolienne d’Istanbul, propose une aventure à lire. Ce champ, les lecteurs de l’impact négatif de l’augmentation du tempo d’un morceau d’essayer de réinitialiser.

 

Criminalité et maintien de

 

Partie à l’infraction de crime et d’encourager le lecteur est une question qui a été débattue. Osman Aysu, «l’assassiner du travail» dans le roman de la criminalité pour les personnes à aucun effet négatif sur un roman qui est à l’affiche.

 

Assassiner mystère »du travail, à partir de la première page de l’auteur du crime loin de favoriser caractéristique est qu’il devienne artificielle. été digéré sur le viol de sa sœur ne pouvait pas blâmer les gens qui ont commis le suicide pour se venger d’une sœur raconte s’habituer.

Betul venger le suicide de son frère à la flambée des émotions qui amènent les gens à décider de l’éliminer. Au lieu de cela, cette décision, il amène peu à peu. Ecrivain, grand peuple de chaque autre peine comme un moyen de donner à la baisse par le bas si le frère ou une sœur perdue coşumlarını pas garder hors de vue.

 

Un dilemme en prenant les lecteurs à faire des comparaisons entre les rend, en punissant les coupables. Manifestement coupable de la loi pénale devrait également vous donner les faits, mais pas cache les pages suivantes. Il pousse les gens à ce type de course sur route entre le pouvoir judiciaire n’est pas connecté. Pendant ce temps, le «héros qu’ils avaient l’intention d’abandonner? Air introduit dans le réseau de lecteurs qui ont été insérés dans une autre souche rend les pages se tournent rapidement.

 

Lutte contre la criminalité

 

«Assassiner du travail» dans les héros ont tendance à être des crimes découlant d’un environnement où l’air est livré. Naturellement, au lieu de pousser une question de lutte contre la criminalité. Heroes en raison de la façon dont la vie de leurs crimes pour montrer qu’ils sont à l’envers. Pour les crimes qu’ils ont commis, d’une part compliqué la vie des gens qui ont commis des crimes tout en servant d’une part, et fonctionnera de la vie raconte comment vont mal. Toutefois, même pas pour des crimes commis avant leur regret est exprimé.

 

Istanbul

 

Osman Aysu, «l’assassiner du travail» est le dernier roman sur la rive anatolienne d’Istanbul. côté de l’Anatolie, étape par étape, en particulier étant de l’ordre lecteurs Kadıköy.

 

« Même à cette époque était considérée comme une foule, mais Göztepe Şaşkınbakkal entre les Erenköy près de la rue quand il a pris conscience de l’écart. » (S.255)

 

Osman Aysu de «travail d’assassiner« roman policier si loin de l’impact négatif de la population, de la partie anatolienne d’Istanbul, offre d’excellentes vues d’un roman.

 

Osman Aysu, assassiner de travail, I. Edition: Mars 2010, Éditions Alpha-City


mustafa aslan’ın « cinayet sancısı » ile ilgili yazıları


MEURTRE la douleur  

 

Osman Aysu à la main-d’oeuvre entre les Publications Alpha »de Assassiner« polar par la beauté des paysages de la partie anatolienne d’Istanbul, propose une aventure à lire. Ce champ, les lecteurs de l’impact négatif de l’augmentation du tempo d’un morceau d’essayer de réinitialiser.

 

Criminalité et maintien de

 

Partie à l’infraction de crime et d’encourager le lecteur est une question qui a été débattue. Osman Aysu, «l’assassiner du travail» dans le roman de la criminalité pour les personnes à aucun effet négatif sur un roman qui est à l’affiche.

 

Assassiner mystère »du travail, à partir de la première page de l’auteur du crime loin de favoriser caractéristique est qu’il devienne artificielle. été digéré sur le viol de sa sœur ne pouvait pas blâmer les gens qui ont commis le suicide pour se venger d’une sœur raconte s’habituer.

Betul venger le suicide de son frère à la flambée des émotions qui amènent les gens à décider de l’éliminer. Au lieu de cela, cette décision, il amène peu à peu. Ecrivain, grand peuple de chaque autre peine comme un moyen de donner à la baisse par le bas si le frère ou une sœur perdue coşumlarını pas garder hors de vue.

 

Un dilemme en prenant les lecteurs à faire des comparaisons entre les rend, en punissant les coupables. Manifestement coupable de la loi pénale devrait également vous donner les faits, mais pas cache les pages suivantes. Il pousse les gens à ce type de course sur route entre le pouvoir judiciaire n’est pas connecté. Pendant ce temps, le «héros qu’ils avaient l’intention d’abandonner? Air introduit dans le réseau de lecteurs qui ont été insérés dans une autre souche rend les pages se tournent rapidement.

 

Lutte contre la criminalité

 

«Assassiner du travail» dans les héros ont tendance à être des crimes découlant d’un environnement où l’air est livré. Naturellement, au lieu de pousser une question de lutte contre la criminalité. Heroes en raison de la façon dont la vie de leurs crimes pour montrer qu’ils sont à l’envers. Pour les crimes qu’ils ont commis, d’une part compliqué la vie des gens qui ont commis des crimes tout en servant d’une part, et fonctionnera de la vie raconte comment vont mal. Toutefois, même pas pour des crimes commis avant leur regret est exprimé.

 

Istanbul

 

Osman Aysu, «l’assassiner du travail» est le dernier roman sur la rive anatolienne d’Istanbul. côté de l’Anatolie, étape par étape, en particulier étant de l’ordre lecteurs Kadıköy.

 

« Même à cette époque était considérée comme une foule, mais Göztepe Şaşkınbakkal entre les Erenköy près de la rue quand il a pris conscience de l’écart. » (S.255)

 

Osman Aysu de «travail d’assassiner« roman policier si loin de l’impact négatif de la population, de la partie anatolienne d’Istanbul, offre d’excellentes vues d’un roman.

 

Osman Aysu, assassiner de travail, I. Edition: Mars 2010, Éditions Alpha-City